ölümünden bilmemkaç yıl (11) sonra yeni bir işle dönüyor.poet laureate'in ths story of vasco isimli ölümünden sonra keşfedilen oyunu 25 mart'ta The Orange Tree Theatre, Richmond'da sahnelenmeye başliycak.


LOS ANGELES - Naomi Watts ve 'Milk'deki rolüyle geçtiğimiz günlerde en iyi erkek oyuncu Oscar'ının sahibi olan Sean Penn yeni projeleriyle konuşulmaya başlandı bile. Daha önce Alejandro González Iñárritu'nun '21 Gram' filminde bir araya gelen oyuncular bu defa 'Fair Game'de evli bir çifti canlandıracak. Valerie Plame'in 'Fair Game: My Life as a Spy, My Betrayal by the White House' isimli kitabından uyarlanan film eski CIA gizli ajanı Plame'in görevinin ortaya çıkması ve ardından gelişen olayları konu alıyor. Watts'ın canlandırdığı Plame'in görevinin 2003 yılında öğrenilmesi Bush hükümetinde büyük krize yol açmıştı. Penn'in canlandıracağı Joseph Wilson ise eşinin CIA ajanı olduğunu öğrenmeden önce The New York Times'da defalarca Bush hükümetini Irak'la ilgili bilgileri çarpıtmakla suçlamıştı. Filmin yönetmeni ise 'Bay&Bayan Smith'den tanıdığımız Doug Liman. (afp)



oscar amca fake atmadı.
görsel efekt: The Curious Case of Benjamin Button
score&orijinal şarkı: Slumdog Millionaire
peki olaylar nası gelişti? artık biliyosunuz: i'm obssessed with hollywood. o yüzden brangelina'dan başlayalım:
kırmızı halıda mikrofonlara "çocuklarımız an itibariyle muhtemelen duvarlara spagetti atıyor" dedi brad pitt. (joey&rachel'ın halıya spagetti atmasını hatırladım tabii ki. ama manyak olan benim) yukarda gördüğünüz gibi ikisi de bi şey alamadılar. olayın diğer (ve aslında asıl) kahramanı jennifer aniston ise jack black'le beraber en iyi animasyon ödülünü vermek için sevgilisi john mayer'ı koluna takıp kodak'a geldi. jack black'le jen sahnede çok tatlı ve komiklerdi (meymenetsiz angelina jolie'nin aksine) tabii kameralar da jen'in sunumu sırasında angelina'yı göstermeyi ihmal etmedi (yüzünde böyle lüzumsuz bi şaşkınlıkla sanki çok içten gibi gülüyordu. oysa iki gün önce 'mr&mrs smith'in çekimlerinde brad'le birbirimize aşık olduk' diyodu pişkin pişkin)
hugh jackman mükemmel bi insan
anne hathaway o gelinli filmden sonra yine başladığı yere döndü gözümde.
beyoncé'ye ölüm! (all beauty must die dediğimiz)
devamım gelicek.

yönetmen - david fincher / the curious case of benjammin button (bilmiyorum... bilmiyorum)
bu çocukcağızımız da ödülün ilk sahibi oldu. michelle williams'ın öncülüğünde ve 'two hands' ve 'ned kelly' gibi ledger'lı filmlerin yönetmeni greg jordan danışmanlığında verilen heath ledger bursu her yıl bir avustralyalı oyuncuya gidicek. bu yılın avustralyalısı da oliver ackland. 10 bin dolar değerindeki bursun asıl olayı oyuncunun hollywood'a gidiş geliş masraflarının ödenmesi ve bilimum cast ajansıdır menajerdirle tanıştırılması. bursa daima gündemdeki avustralyalılarımızdan naomi watts (biliyosunuz ledger'ın eski manitası) nicole kidman ve hugh jackman da katkıda bulunmuş. jordan, jüri üyelerinden rachel griffiths'in 'nası oylicaz şimdi? bir sonraki heath ledger'ı mı arıyoruz?' sorusu üzerine 'hayır çünkü öyle bir şey yok' dediğini anlattıktan sonra oliver ackland'ın böyle bir jude law havasının olduğunu ekledi.
Bugüne kadar M Night Shyamalan, Jean-Pierre Jeunet ve Alfonso Cuaron'un isimleri projeyle beraber anılmıştı. (ben de guğardiyın'dan öğrendim biliyo gibi davrandığıma bakmayın. ama bu sitede neleri biliyo gibi yaptığımı bilseniz bi daha adımınızı atmazsınız) Lee yönetmenliğin yanısıra kitaptan uyarlanacak yeni bir senaryonun yazımını da üstlenecek.

Peki kendi ilişkiniz nasıl İspanya'nın gelenekleriyle?
(başlık bulmak zor iş.) Portishead albümünü nasıl yayınlasın? sorunun cevabı siz sevgili okurlarımızda.
kim'in bacaklarını istanbul konserinden hatırlarsınız 
İngiliz mimar Lord (Norman) Foster (bu adamın ne güzel ismi var yahu) krizin vurdukları listesine eklendi. Dünyanın en büyük havaalanının (Beijing) mimarı 350 kişiyi işten çıkaracağını açıklayıverdi. İşten çıkarma derken mesela İstanbul ve Berlin ofislerinin kapanması ve Londra'daki ana ofiste çalışan 1000 kişiden bir kısmının dahil dünya çapında 15 ofisin bu durumdan etkilenmesi. Ancak Abu Dhabi'de karbonsuz şehir planı aynen devammış.13 CUMA / FRIDAY
16:00 BEKLEYEN KADINLAR / SECRETS OF WOMEN
19:00 MONİKA’YLA BİR YAZ / SUMMER WITH MONIKA
14 CUMARTESİ / SATURDAY
13:00 KADIN DÜŞLERİ / DREAMS
16:00 YAŞAMIN EŞİĞİNDE / AU SEUIL DE LA VIE
19:00 PERSONA
15 PAZAR / SUNDAY
14:00 BÜTÜN O KADINLARDAN SÖZ ETMEDEN / TO SAY NOTHING ABOUT THESE WOMEN
17:00 FISILTILAR VE ÇIĞLIKLAR / CRIES AND WHISPERS
17 SALI / TUESDAY
16:00 GÜZ SONATA / AUTUMN SONATA
19:00 BERGMAN ADASI / BERGMAN ISLAND
18 ÇARŞAMBA / WEDNESDAY
16:00 MONİKA’YLA BİR YAZ / SUMMER WITH MONIKA
19:00 BEKLEYEN KADINLAR / SECRETS OF WOMEN
19 PERŞEMBE / THURSDAY
16:00 BERGMAN ADASI / BERGMAN ISLAND
19:00 KADIN DÜŞLERİ / DREAMS
20 CUMA / FRIDAY
16:00 BERGMAN ADASI / BERGMAN ISLAND
19:00 YAŞAMIN EŞİĞİNDE / AU SEUIL DE LA VIE
21 CUMARTESİ / SATURDAY
14:00 PERSONA
16:00 GÜZ SONATA / AUTUMN SONATA
19:00 FISILTILAR VE ÇIĞLIKLAR / CRIES AND WHISPERS
22 PAZAR / SUNDAY
14:00 KADIN DÜŞLERİ / DREAMS
17:00 BÜTÜN O KADINLARDAN SÖZ ETMEDEN / TO SAY NOTHING ABOUT THESE WOMEN
24 SALI / TUESDAY
16:00 YAŞAMIN EŞİĞİNDE / AU SEUIL DE LA VIE
25 ÇARŞAMBA / WEDNESDAY
16:00 BÜTÜN O KADINLARDAN SÖZ ETMEDEN / TO SAY NOTHING ABOUT THESE WOMEN
19:00 GÜZ SONATA / AUTUMN SONATA
26 PERŞEMBE / THURSDAY
16:00 FISILTILAR VE ÇIĞLIKLAR / CRIES AND WHISPERS
19:00 MONİKA’YLA BİR YAZ / SUMMER WITH MONIKA
27 CUMA / FRIDAY
16:00 GÜZ SONATA / AUTUMN SONATA
19:00 PERSONA
1 MART PAZAR / MARCH SUNDAY
14:00 PERSONA





ingiliz filmi: Man On Wire
erkek: Mickey Rourke - The Wrestler
kadın: Kate Winslet - The Reader
yardımcı erkek: Heath Ledger - The Dark Knight
yardımcı kadın: aslanım Penelope Cruz - Vicky Cristina Barcelona
yönetmen: Danny Boyle
animasyon: Wall-E



Bu durumda doğru olan da yedi ay kendilerini stüdyoya kapatmak olmuş. Önce akustik pop işler yapıyorlarmış ama zamanla albüm elektronik/dansa dönmüş. Çıkış şarkıları 'Shut Up' albümün en elektronik parçasıyken aniden en easy-listening parça haline gelivermiş. Ama 'Bi dakka bu albüm elektroniğe gidiyo, noluyo?' diyen çıkmamış. Zaten "İlerde bu tarz devam eder mi?" deyince Cem "Her zaman her şey olabilir" diyor.
Peki neler dinleyerek buraya gelmişler? Beatles Can ve Cem için vazgeçilmez. Cem britpop'tan psychedelic'e funk'a kadar her türlü müziği dinlemiş. Daha sonra Londra'da bir arkadaşı onu kulüplere götürmüş ve önyargılı olduğu dans müziğinden çok etkilenmiş. Dans müziğinin kendi dinlediği ve eğilimli olduğu enstrümantal müziklerden ne kadar beslendiğini görüp dans müziğinden daha çok hoşlanmış. Can'ın klasik müzik eğitimi bar. Ali Rıza evinde caz dinliyor ama diğerleri gibi o da müzik dinleyiciliğinde bir çok evreden geçmiş. Bunlardan biri de grunge. Bunun iyi tarafı albümde farklı müzik tarzlarını gerçekten havasına girerek dinlemiş üç kişinin deneyimlerini hissedebilmek. Yaptıkları her şey bilinçli.
Farklı bir şey yaptıkları çok açık. Onlardan bir tane daha varsa henüz tanımıyoruz. Peki onlar da farklı olduklarını düşünüyorlar mı? Ali Rıza anında "Düşünüyoruz" diyor. "Çok samimi olduğunu düşünüyoruz. 'Gerçekten bunu hissederek mi yaptık?' diye çok sorduk kayıtlar boyunca. 'Belki insanlar bunu isteyecek ama biz gerçekten bunu mu istiyoruz?' dedik. Samimi olmadığımız hiçbir şey de yapmadık" diye devam ediyor.
Cem devam ediyor: "Bu albümü yapmaya başlarken gördüğümüz hiçbir şey yoktu ortada. Biz sadece bu işi çok sevdiğimiz için girdik stüdyoya. Kapattık kendimizi ve ne yapmak istiyorsak onu yaptık. çünkü çok keyif aldık bu süreçten tamamen de keyfimize göre yaptık. Öte yandan şu anda çıkan sound bayağı dans ve elektronik bir sound olmasına rağmen biz djing altyapısından gelmiyoruz. Bu müzikte önde gelenler hep dj prodüktör isimler ama biz enstrüman çalıp pop şarkıları dinleyip çalmaktan çok keyif aldığımız için müziği yaparken de bu çok etkili oldu."
Can ise albümün toplam süresinin 36 dakika olmasına dikkat çekiyor ve "Aslen tek hitlik bir albüm omadığı ve hepsi çok yoğun hikayeleri yıllar öncesine dayanan parçalar olduğu için az ve öz oldu. Kişisel olarak farklı olduğuna inanıyorum. Biz bir zilin bir vuruşu yüzünden kavga ettik ben stüdyoyu terkettim."
Hiç duymadığımız bir parçanın bir dörtlüğünden bir loop alıp onu kesip biçerek bir parçanın içine yerleştirmişler. Ama o dörtlüğü aldıkları parça zamanında üzerine çok yoğun çalışılmış bir parça olunca eski parça çarçur olmuş ama yenisi 'canavar' gibi olmuş. Albümde de canavardan geçilmiyor.
Her şarkının onları teker teker çok iyi temsil ettiğini ama bir yandan da hepsinin başka bir yönlerini temsil ettiğini düşünüyorlar. Can "Keşke eskisi gibi tüm albümü dinletebilsek insanlara. Korsan bile olsa internette bile gezse tek bir şarkıya yoğunlaşacaklarına insanlar tüm albümü dinleyebilseler" diyor.
Bundan sonrası için hayalleri "sonsuz". Şu an için stüdyodaki mükemmeliyetçiliklerini sahneye taşımaya baş koymuşlar. (Ancak biz bu röportajı yaptığımızdan beri verdikleri konserlerde sahne performansları çok hızlı gelişti.) Uzun vadeli olarak ise önce Türkiye'de daha sonra yurtdışında müziklerini sevebilecek insanlara ulaşmak istiyorlar. Ali Rıza "Bu müziğin Türkiye'de sınırlı kalmamasını istiyoruz çünkü bu Türkiye ve yurtdışı meselesi değil. Bu müzik zaten çok uluslararası bir müzik. Çok farklı yerlerden tahmin etmeyeceğimiz yerlerden insanların çok sevebileceği çok ilham alabileceği bir albüm olduğunu düşünüyorum" diyor.
Can ise "Benim wufi'yle ilgili en büyük hayalim ve bu işin içinde olma nedenlerimden de biri dünyanın herhangi bir yerinde bir adam bizim myspace'imize baktığı zaman bizim İstanbullu olduğumuzu görmesi. Bizim merkezimizin her zaman istanbul olması ve İstanbul'dan da böyle adamlar çıkmış orada da konser veriyorlar, burada da konser veriyorlar desin istiyorum."
Cem "İstanbul bizim için çok önemli. Burada müzik piyasasını da hareketlendirmek bizi gururlandırır ve mutlu eder. Çünkü burada aslında çok yetenekli insanlar var ve müzik piyasasından biraz kısır olmasından dolayı çok fazla yüzeye çıkamıyorlar" diyor. Ali Rıza "Bizim bu işi bağımsız yollardan ortaya çıkarabilmiş olmamız belki bu insanlara örnek olur" diye umuyor.
Derken giderayak Can konuyu başka bir yere getiriyor: "Şu an Türkiye'de müzik piyasasına girmiş uluslararası müzik firmaları ya da Myspace gibi Mtv gibi kuruluşların farkına varması gereken şey şu: Türkiye'deki zaten çok büyük başarıları yakalamış grupları alıp insanın gözüne tekrar sokmaktan öte evinde müzik yapıp "Aman abi beni kim bulur ki?"leri hakikaten bulup "Hadi gel şu konserde dört parça da sen çal" demesi lazım. Ali Rıza devam ediyor: Myspace'in ortaya çıkış sebebi evinde müzik yapan insanların müziğini dünyaya dinletebilmesi. Bu aslında inanılmaz bir icat. Bu işin Türkiye ayağını kuruyorlarsa o zaman Türkiye'de evinde müzik yapan x birisini ve diğer x'leri sahneye çıkarması lazım. Cem son sözü söylüyor: "Albümü olmayan insanlar gelsin sahneye çıksın. Ahmet Abi'yi alsınlar evinden."

