30 Ocak 2009 Cuma

Yasemori'nin Harikalar Diyarı


Roll dergisinin yılın en iyi albümü seçtiği ‘Hayvanlar’la hemen kendi kitlesini oluşturan Yasemin Mori, Ghetto konserinde makyajı, kostümü ve değişken ruh haliyle tam da beklediğimiz gibiydi

İSTANBUL - Saat 22.00’yi geçiyor. Ghetto ağzına kadar dolu. Süslü süslü kızlar, sakallı ergenler, fazla gürültü yapınca ters ters bakan yaşlı başlı insanlar... İçimizden biri ‘Herkes sahneye bakıyor’ diyor. Evet, bakıyorlar, ama sahnede bir şey yok. Aniden anlıyoruz: Kalabalık laf olsun diye gelmemiş. Evlerinde bağıra çağıra söyledikleri Yasemin Mori şarkılarını Yasemin’le beraber bağıra çağıra söylemek için oradalar.
Saat 22.30. Yasemin hala ortalarda yok. Derken sadece ‘beklenen konser’lerde karşılaştığımız o tanıdık olay gerçekleşiyor: Sahneye teknisyen çıkınca ortalık yıkılıyor.
Arkamda kendisinin de hisli bir insan olduğunu anladığımız Haşmet Babaoğlu. Yanındaki genç aniden kendisine dönüp “Siz olmasaydınız ben Yasemin’i tanımayacaktım. Siz bir yazı yazmıştınız. Onu okuduktan sonra dinledim. Çok teşekkür ederim” diyor, Haşmet Babaoğlu kendisini iki çocuğunun annesiyle tanıştırmış edasıyla. Sonra Yasemin’in sahnedeki elektriğinden falan bahsediyorlar.
Saat 23.00 itibarıyla Yasemin rengarenk elbisesi, kırmızı pabuçları, kırmızı makyajı ve zaptedilemez saçlarıyla Alice’in Harikalar Diyarı’ndan ya da kendi şarkılarından bir karakteri andırarak sahnede göründüğü andan itibaren de kalabalık artık kendini durdurmuyor.
Belli ki Yasemin’in şarkı sözleri bu insanlara çok koymuş. Şarkılara eşlik eden sadece genç kızlar değil, herkes (sakallı ergenler de yani) kaptırıyor kendini. Ghetto’nun ses işini bir türlü çözememesi, Yasemin’in alnının ortasına sabit bir spot dayaması falan gibi engeller kimseyi yıldırmıyor.
Arada bir, eline megafon alıp şarkıların bazı yerlerini mikrofon yerine onunla söylüyor, ‘Arjantin’de, ‘N’olur N’olur N’olur’da zıp zıp zıplıyor (artık özellikle belirtmeye gerek yok, Ghetto da onunla zıplıyor) araya iki yeni şarkı serpiştiriyor, ‘Aslında Bir Konu Var’dan önce eline kara kaplı defterini alıp ses sisteminin azizliğine uğrayan bir şiir okuyor, hepsi çok iyi müzisyenlerden oluşan grubuyla işi bir ara ‘no wave’e kadar vardırıyor.
Şarkıları söylerkenki halinden tavrından Yasemin’in de bu şarkıları sahnede söylemeyi ve insanların onunla beraber söylemesini sevdiğini anlamak hiç zor değil. Tek albümü ve dolayısıyla çok az parçası olan bir sanatçı için dopdolu bir performans hazırlamış Yasemin Mori. Bu dopdoluluk en çok, kendisinin yer yer çok eğlenceli, yer yer çok depresif olabilmesi şarkıların ruh durumuna kendini çok kolay kaptırması ve onu seyredenlere sadece bu özelliğiyle dünyayı unutturmasından kaynaklanıyor.

(foto: courtesy of sinmuc)

(Radikal Kültür Sanat - 31 Ocak 2009)

29 Ocak 2009 Perşembe

yasemori ghetto'da

belki gidiceksinizdir ama unutmuşsunuzdur bi şeydir.
akşam yasemin ghetto'da
saat 9 itibarıyla

23 Ocak 2009 Cuma

Bağımsızların İstanbul seferi


Bu yıl sekizincisi düzenlenen !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali ödül sezonunu ele geçiren 'Slumdog Millionaire' ve 'The Wrestler'den David Lynch'e dair bir belgesel olan 'Lynch'e kadar dopdolu bir menüyle 12 Şubat'ta başlıyor

İSTANBUL - Sekizinci !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali'nin İstanbul ayağı 12 Şubat'ta başlıyor. Memleketin bu zamana kadar insanı gizli gizli harekete geçiren festivali !f İstanbul bu sene bu durumunu açık ediyor: !f'in bu yılki teması 'Senden Başla'. "Küçük ölçekli de olsa samimi değişim çabalarının aslında geniş yankıları olabileceğinin altını çizmek istedik" diyor !f'çiler basın bülteninde. Bu sebepten programlarını bireysel değişim çabaları ve aktivizmi konu alan filmler ve 'kendi filmini yap', 'kendi soundtrack' ini bestele' , ' kendi afişini tasarla' gibi atölyelerle donatmışlar.
Festivalin bu yıl en havalı filmi Danny Boyle'dan 'Slumdog Millionaire'. Filmin aday olduğu dört Altın Küre'nin dördünü de aldığını ve David Fincher'ın Cate Blanchett'li Brad Pitt'li 'Benjamin Button'ını solladığını biliyoruz. 'Slumdog Millionaire' aynı zamanda 11 dalda BAFTA 10 dalda Oscar adayı.

Hitler iddialı

'Slumdog Millionaire'in de dahil olduğu 'Hit Filmler' kategorisi adı üstünde 'Hitler'den oluşuyor. Hepsinden bahsetmemek olmaz. Darren Aronofsky'nin 'Sin City'de küllerinden doğan Mickey Rourke'un başrolünde oynadığı 'The Wrestler' (Bu yıl ödül törenlerinde hep aynı isimler geçiyor. Bunlardan biri de en iyi erkek oyuncu Altın Küre'sini evine götüren Mickey Rourke). Michelle Williams'ın oyunculuğuyla kendinden bahsettiren 'Wendy&Lucy', Charlie Kauffman'ın ilk yönetmenlik denemesi 'Synechdoche', Philippe Petit'nin 1974 yılında İkiz Kuleler'in arasına ip gerip üstünde yürümesinin belgeseli 'Man on Wire', ABD'li komedyen Bill Maher'ın dünyanın dini durumunu alaya aldığı belgesel 'Religulous', 5 Şubat'ta Berlin Film Festivali'ni açacak Clive Owen ve Naomi Watts'lı Tom Twyker ('Koş Lola Koş') filmi 'The International', Joon-ho Bong, Leos Carax ve ismini duyduğumuz zaman şöyle bir durduğumuz Michel Gondry'nin yönettiği 'triptik' film 'Tokyo!' bu bölümün yıldızları arasında.

Bu üç bölüme dikkat

Bağımsız tavrıyla diğer film festivallerinden ayrılan !f İstanbul'u en çok bu tavrı için takip eden seyircilerin kaçırmaması gereken filmler ve hatta bölümler var. Mesela 'Minimumda Maksimum: Amerika ’dan Yeniler' bölümü. Bu bölümdeki 'Momma ’s Man', 'The Pleasure of Being Robbed', 'Half-Life', 'Baghead', 'Wellness' ve 'Nights And Weekends' gibi filmler Amerikan bağımsız sinemasının nasıl kendini yenilediğini gösteriyor.
'Tek Planda Dünya' adlı bölümde ise Yüksel Yavuz ’un kendi göç hikayesiyle Türkiye’deki güncel Kürt sorunu arasında bağlantı kurduğu belgeseli 'Close-Up Kurds', Barselona’daki Darfur'a yardım kampanyalarından bir konser sırasında çekilmiş ‘Sing for Darfur’ hemen dikkat çekiyor.
!f'in mutat bölümü 'Gökkuşağı'nda ise bu yıl, Amerika ’nın değişen cinsel coğrafyasını en son yapılan araştırmaların ışığında ekrana taşıyan 'Bi The Way', geçtiğimiz yıl New York G&L Film Festivali ’nde En İyi Yabancı Film'i alan, Berlin'de Teddy Ödülü’nü evine götüren 'The Amazing Truth About Queen Raquela' ve İran'da cinsiyet değiştirme operasyonu geçirmeyi planlayan genç nesil erkekleri konu alan çarpıcı belgesel 'Be Like Others' ise öne çıkan filmler.

Daria Argento !f'te

!f İstanbul bu yıl 'Kuzey Işıkları' başlığı altında İskandinavya filmlerine yer veriyor. Festivalin sekiz yıllık film seçkisi düşünülürse hiç şaşırtıcı olmayan bu tercih sonucu bu filmlerin ciddi miktarda seyirciyle buluşacağını şimdiden kestirmek mümkün.
'Karşı Sesler' bölümünde ise isimleri yeten 'Sonic Youth: Sleeping Nights Awake', 'Public Enemy: Welcome to Terrordome'un yanısıra Güney Afrika ’nın Soweto şehrinde terkedilmiş bir elektrik santralında geçen 'Turn It Loose' ve Berlin elektronik müzik camiasının tanınmış yapımcı ve DJ ’lerinden Paul Kalkbenner' in elinden çıkan 'Berlin Calling' izlenebilir.
Festivalin bu yılki 'Senden Başla' felsefesiyle beraber gelen filmler ise balina avına devam eden Japon balıkçılarla savaşı anlatan 'At the Edge of The World', Filistin hip hop hareketini konu alan 'Slingshot Hip Hop', Oscarlı yönetmen Alex Gibney'nin 'Gonzo'su ve David Lynch'e dair bir belgesel olan 'Lynch'.
Bu yıl Altyazı dergisi işbirliğiyle ilk defa düzenlenen '!f Kült' bölümünde Lindsay Anderson ’ın 1973 yapımı absürd bir epik yolculuk şaheseri 'O Lucky Man' ve Dario Argento ’nun yönetmenliğini yaptığı 1975 yapımı 'Profondo Rosso'su gösterilecek. Dario Argento aynı zamanda bu yıl festivalin konukları arasında.
Festivalde geçen yıl başlayan ve genç ve yeni sinemayı desteklemek amacıyla 15 bin dolar ödüllü 'Keşif Uluslararası Film Yarışması'nın bu yılki jürisi Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyeleri Selim Eyüpoğlu, Selin Gürel ve Murat Emir Eren’den oluşuyor. Bu yıl bu kategoride sekiz film yarışacak.
İstanbul'da 12 - 22 Şubat Ankara'da 26 Şubat - 1 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde Gnctrkcll'liler haftaiçi gündüz seanslarında ikinci bileti bedavaya getirecek. Festivalin biletleri 1 Şubat ’ta www.mybilet.com üzerinden ön satışta olacak. 7 Şubat tarihinden itibaren Beyoğlu AFM Fitaş, AFM İstinyePark, AFM Caddebostan Budak, Beyoğlu Emek Sinemaları gişelerinde ve Capacity AVM, Cevahir AVM, Profilo AVM, Kanyon AVM, Erenköy, Ümraniye, Nişantaşı, Beyoğlu D&R ’larda satışa çıkacak. Gösterimler İstanbul Beyoğlu AFM Fitaş, AFM İstinyePark, AFM Caddebostan Budak, Beyoğlu Emek Sinemaları'nda gerçekleşecek.

(Radikal Kültür Sanat - 24 Ocak 2009)

TBMM Insan Haklari Komisyonu Rapor’undan:

“İdari makamların bu tür bir riski bilebilecek olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların ihmali sonucunda tehlikeyi önlemek için gerekli tedbirleri almadığından tehlikenin gerçekleşmiş olduğu ve Hrant Dink adlı vatandaşımızın hayatını yitirmiş olduğu...”

Başbakanlık Teftiş Kurulu Rapor’undan:

“Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü'nün Hrant Dink cinayetinden yaklaşık bir yıl önce elde ettiği istihbari bilgileri... İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ve İstihbarat Daire Başkanlığı'nı bilgilendirmesi gerekirken bu görev ve sorumluluğunu yerine getirmediği”

“İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce Hrant Dink’in korunması konusunun değerlendirilmeye alınması yönunde herhangi bir girişimde bulunulmayarak görevin ifasnda gerekli hassasiyetin gösterilmediği”

Hrant Dink’in avukatları Fethiye Çetin ve U. Deniz Tuna:

“Devlet, bu cinayetin sorumluluğundan kurtulmak istiyorsa, en azından kendi kurumları tarafından yürütülen incelemeler sonucunda ulaşılan tesbitler ışığında sorumluları yargı önüne çıkarmalı, yargı kurumları da tüm bu dava ve soruşturmaları bir bütün halinde ve tek elden yürütülmesi için kararlılıkla harekete geçmelidir.”

rock star koca buldunuz. iki çocuk yaptınız. şimdi napıcaksınız?


http://goop.com/

gvinit size anlatsın

biraz dedikodu yapalım

bunama belirtisi biliyosunuz.

uncle oscar


geç gelen haberin kimseye bi faydası olmaz ama hiç gelmemesinden iyidir (ya da bu blog işi ne zaman bi göreve dönüştü, ben onu anlamadım)

film: The Curious Case of Benjamin Button - Frost/Nixon - Milk - The Reader - Slumdog Millionaire

yönetmen: Danny Boyle - Slumdog Millionaire, Stephen Daldry - The Reader, David Fincher - The Curious Case of Benjamin Button, Ron Howard - Frost/Nixon, Gus Van Sant - Milk

erkek: Richard Jenkins - The Visitor, Frank Langella - Frost/Nixon, Sean Penn - Milk, Brad Pitt - The Curious Case of Benjamin Button, Mickey Rourke - The Wrestler

kadın: Anne Hathaway - Rachel Getting Married, Angelina Jolie - Changeling, Melissa Leo - Frozen River, Meryl Streep - Doubt, Kate Winslet - The Reader

yardımcı kadın: Amy Adams - Doubt, Penelope Cruz - Vicky Cristina Barcelona, Viola Davis - Doubt, Taraji P Henson - The Curious Case of Benjamin Button, Marisa Tomei - The Wrestler

yardımcı erkek: Josh Brolin - Milk, Robert Downey Jr - Tropic Thunder, Philip Seymour Hoffman - Doubt, Heath Ledger - The Dark Knight, Michael Shannon - Revolutionary Road heath ledger sana oscar vermeyen neydi? teröristti.

yabancı: Revanche (Avusturya), The Class (Fransa), The Baader Meinhof Complex (Almanya), Departures (Japonya), Waltz With Bashir (İsrail) Ben zaten üçmaymun'a o kadar bayılmamıştım

animasyon: Bolt, Kung Fu Panda, Wall-E

bol bol adaylıklı filmler:
The Curious Case of Benjamin Buttton - 13
Slumdog Millionaire (pictured) - 10
The Dark Knight - 8
Milk - 8
Wall-E - 6
Doubt - 5
Frost/Nixon - 5
The Reader - 5
Changeling - 3
Revolutionary Road - 3

şahsi görüşüm 'benjamin button'ın 13 adaylığının bir diğer 'there will be blood' vakasına dönüşeceğidir.

kate winslet'ın arifa akbar'a "bafta'lara konuşma hazırlayıp gidicem" dediği 22 şubat'a kadar unutulursa bi şansı var. (ama bafta'larda kapıdan sokmiycaklar)

bu brangelinajoliepitt ailesi ne zaman çocukları tarafından zehirlenerek öldürülecekler?

22 Ocak 2009 Perşembe

dikkat dikkat

sayın blog takipçileri.

oscar adayları saat 13.30'da açıklanıyor. bbc'den mibisi'den izlenebilü.

haydi bakalım

20 Ocak 2009 Salı

'Slumdog' İngiltere'de de favori

LONDRA - Danny Boyle'un geçtiğimiz Pazar günü Altın Küre Ödül Töreni'nden dört ödülle dönen filmi 'Slumdog Millionaire' İngiltere'nin Oscarlar'ı BAFTA'da 11 dalda ödüle aday gösterildi. 'Slumdog Millionaire'in bu yılki en büyük rakibi olarak görülen David Fincher filmi 'The Curious Case of Benjamin Button' 5 dalda aday olduğu Altın Küreler'den ödül alamasa da BAFTA'da 11 dalda aday. Yazın gösterime girmiş olmasına rağmen hala konuşulan 'Kara Şövalye' dokuz Clint Eastwood'un 'Changeling'i ise sekiz dalda BAFTA adayı. Altın Küre tarihinde ilk defa bir törenden iki oyunculuk ödülü alan Kate Winslet ise BAFTA'da kendiyle yarışacak. Winslet bu defa hem 'Hayallerin Peşinde' hem 'The Reader'daki oyunculuğuyla en iyi kadın oyuncu dalında aday. Winslet'ın rakipleri Angelina Jolie, Kristin Scott Thomas ve Meryl Streep. En iyi erkek oyuncu kategorisinde ise adaylar Frank Langella, Dev Patel, Sean Penn, Brad Pitt ve Mickey Rourke. (Daily Variety)

19 Ocak 2009 Pazartesi

the wind is a gentle breeze

woody allen'ın 'vicky christina barcelona'sını türkçeye 'barselona barselona' diye çevirirken bu adamın kısa zaman önce 'melinda melinda' diye film çektiğini hesaba katmadılar mı? hesaba katıcak bi şeylerinin olabileceğini düşünmediler mi? bir grup insan yaptığı işi bu kadar ciddiye almayabilirdi.

öyleyse freddie mercury'den gelsin: 'barcelooooona' it was the first time that we met. 'barcelooooona' how can i forget? the moment that you stepped into the room you took my breath away.

and if god willing...

Berlin'in vitrini açıldı


59. Berlin Film Festivali'nin 26 vitrin filminin 25'i açıklandı. 5 - 15 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin yarışma kategorisinde henüz Türk filmi yok. Ancak bir filmlik kontenjan merak konusu.




BERLİN - Bir yandan ödül sezonu sürerken sinema dünyası film festivallerinin başlamasıyla da hareketli günler yaşıyor. 25 Ocak'da sonlanacak Sundance Film Festivali yerini 59. Berlin Film Festivali'ne 5 Şubat'ta başlayacak festivalle beraber de bir süredir kültür sanat haberlerinde ismi geçen filmler yerlerini yenilerine bırakacak. Bu yıl Berlin'de vitrine çıkacak 26 filmin 25'i açıklanmasıyla 2009 filmleri konuşulmaya başlandı bile. Listede henüz Türk filmi yok ancak 26'ncı filmin Reha Erdem'in son filmi 'Hayat Var' olması ihtimal dahilinde.

15 farklı ülkeden filmin gösterileceği kategori için Berlinale'nin direktörü Dieter Kosslick "Belirgin sanat stillerine sahip 2009 Yarışma filmleri küreselleşen dünyanın yaşama koşullarının kanıtını oluşturuyor. Ayrıca bu yıl birçok dünya prömiyerine yer vereceğimiz için de çok mutluyuz" diye konuşuyor.

Bu yıl festivalin yarışma kategorisinde yarışan filmlerin arasında 'Kraliçe' ve 'Tehlikeli İlişkiler'in yönetmeni Stephen Frears'ın 'Cheri'si 'Daima Lilja'nın yönetmeni Lukas Moodysson'ın Gael Garcia Bernal ve Michelle Williams'lı 'Mammoth'u, başrollerini Ben Foster, Woody Harrelson ve Samantha Morton'un paylaştığı 'The Messenger', François Ozon'un son filmi 'Ricky', Wajda'nın 'Tatarak'ı 'Orlando'nun yönetmeni Sally Potter'ın başrollerini Judi Dench ve Jude Law'un paylaştığı filmi 'Rage' gibi filmler yer alıyor. Almanya'dan ise 'Der Wald vor lauter Bäumen' ile 2003 yılında Sundance'te Jüri Özel Ödülü aldığından beri film çekmeyen Maren Ade'nin 'Alle Anderen'i yarışacak.

Her sene olduğu gibi yarışma kategorisinde gösterilecek ancak ödül için yarışmayacak Berlin filmleri ödüle oynayan filmler kadar iddialı. Costa-Gavras'ın 'Eden is West'i George Tillman Jr.'ın Notorious B.I.G'nin yaşamını ve ölümünü konu alan filmi 'Notorious', Theo Angelopoulos'un 'The Dust of Time'ı Allen Arkin'den Winona Ryder'a birçok ünlü oyuncunun rol aldığı Rebecca Miller filmi 'The Private Lives of Pippa Lee', 'Pink Panther 2' ve Kate Winslet'ın en iyi yardımcı kadın oyuncu Altın Küre'siyle geçtiğimiz günlerde ilk ödülünü alan 'The Reader' kategoriye değer görülmüş filmler arasında. Yarışma dışı gösterilecek filmlerden biri de Fatih Akın'ın da yönetmenleri arasında bulunduğu 'Deutschland '09'. Film 13 Alman yönetmenin gözünden Almanya'nın durumunu anlatıyor.

Tom Twyker'ın Clive Owen ve Naomi Watts'lı filmi 'The International'ın dünya prömiyeri ile açılacak festivalin jüri başkanı İskoç oyuncu Tilda Swinton. 59. Berlin Film Festivali 15 Şubat'a kadar devam edecek.

18 Ocak 2009 Pazar

Joaquin Phoenix rapçi oluyor

NEW YORK - İki defa Oscar'a aday olan oyuncu Joaquin Phoenix bir süre önce oyunculuğu bıraktığını bundan sonra müzik kariyerine odaklanacağını açıklamıştı. Ancak Johnny Cash'i canlandırdığı 'Sınırları Aşmak'da ünlü country sanatçısının bütün şarkılarını kendisi seslendiren Phoenix'in albümünün yapımcılığını P. Diddy'nin yapacağını öğrenmek şaşkınlık yarattı. Hollywood Reporter'ın haberine göre başka bir başarılı oyuncu Casey Affleck, Joaquin Phoenix'in 'rap' kariyerinin uzun metrajlı bir belgeselini çekecek ve Phoenix'in Las Vegas'da vereceği bir konseri de görüntüleyecek. Joaquin Phoenix'in ailesi her zaman sanatçı bir aile olarak bilindi. Phoenix'in 1993'de ölen kardeşi River Pheonix de hem oyunculuk yapıyor hem Aleka's Attic isimli grupta kız kardeşleri Rain ile birlikte vokal yapıyordu. (The Guardian)

17 Ocak 2009 Cumartesi

Ve beklenen oldu






















NEW YORK - Oyunculuğuyla insanı dehşete düşüren Philip Seymour Hoffman (aynı zamanda bu işi hayvanlar gibi iyi yapan insanların fazla gösterişe gerek olmaksızın her yerde her zaman saygı ve sevgi göreceği gerçeğinin Hollywood mümessilidir kendisi) bekleneni yaptı ve "insanın hayatı boyunca aynı işi yapmasının yaratıcılık ve haysiyet eksikliğine" delalet ettiğini geçtiğimiz günlerde (aşşağıda) beyan eden Morrissey'i hatırlatarak artık yönetmenliğe geçiş yapacağını açıkladı.

Film 'Jack Goes Boating' isimli off-Broadway oyunun uyarlaması. İki New York'lu keşin arasında geçen bir romantik komedi. Başrollerde ise Philip Seymour Hoffman'ın kendisi ve (bağımsız sinemanın izleyici kitlesinin kalabalıklığının kanıtı gibi olan) Amy Ryan. (bi önceki parantezin sebebi amy ryan'ın yllarca tv dizilerinde geçici rollerde süründükten sonra iki bağımsız ama iyi filmde görünüp çıkış filmi diyebileceğimiz 'Gone Baby Gone'la anında en iyi yardımcı kadın oyuncu adaylıklarını toplaması). Oyunun kendisinden de oyuncular filmde mevcut: John Ortiz ve Daphne Rubin-Vega. (The Guardian Sağolsun)

Sundance'le ilgili de haber yapıcam ama üşeniyorum öyleyse yarın.

16 Ocak 2009 Cuma

6. Japon filmleri festivali başlıyor

İSTANBUL - Bu yıl 6'ncısı düzenlenecek İstanbul Japon Filmleri Festivali 22 Ocak - 25 Ocak tarihleri arasında Levent Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Bu yıl dört başlık altında onbir film gösterilecek festivalde filmlere giriş ücretsiz olacak. Japonya İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen 6. İstanbul Japon Filmleri Festivali'nin 'Büyük Ustalar Japon Sinema Dünyasını Şekillendiren Yönetmenler', 'Tanınmayan Seçkin Japon Filmlerinden Örnekler', 'Günümüzün Japon Sinemasından Kesitler' ve 'Japon Animasyonunun Başyapıtları' olarak belirlenmiş başlıklar altında Berlin Film Festivali'nde Özel Ödül alan 1952 yapımı Akira Kurosawa filmi 'Yaşamak', Takeshi Kitano'nun nadir sakin filmlerinden 1991 yapımı 'Bir Deniz Manzarası', Seijiro Kamiyama'nın 1987 yapımı Japon vatandaşları için özel bir değer taşıyan filmi 'Haçiko: Bir Köpeğin Hikayesi' ve son yılların en başarılı Japon animasyonlarından 'Coo İle Geçen Yaz' gibi filmler gösterilecek. Ayrıntılı bilgi ve seanslar için: http://www.istanbul.tr.emb-japan.go.jp/consulate_t/film2009_.html (Kültür Sanat)

15 Ocak 2009 Perşembe

animal collective oldu


bu bir öneri yazısı.





animal collective
bir albüm çıkardı ki inanamiycaksınız. ismi:

Merriweather Post Pavilion


bana inanmıyorsanız pitchfork'a da mı inanmiycaksınız? (rating'in 9.6 olduğuna da dikkat çekiyim): http://www.pitchforkmedia.com/article/record_review/148230-animal-collective-merriweather-post-pavilion

Morrissey'den beyanatlar devam

süper kıro da bi fotoğrafını buldum

LONDRA - Morrissey müziği bırakacağını açıkladı. Filter dergisine verdiği röportajda kariyerinin sonsuza kadar süremeyeceğini bildiğini söyleyen eski Smith "Daha fazla bu işi yapmak istemiyorum çünkü bence bu hayalgücü ve haysiyet eksikliği belirtisi olur" diye konuştu. 16 Şubat'ta İngiltere'de piyasaya çıkacak olan albümü 'Years of Refusal' için ise daha önce "Yaptığım en iyi albüm" demişliği olan Morrissey 11 Mayıs'da Royal Albert Hall'da 22 ve 23 Mayıs'da memleketi Manchester'da konser verecek. (22 Mayıs bu arada 50. doğumgünü) (music-news)

13 Ocak 2009 Salı

iddia ediyoruz: bu haber kimsede yok!

yok çünkü bugün bütün gün uzun oturmalar/youtube'da gezinmeler/elin gazetelerinde gezinmeler nihayetinde ben bu haberi dişimle tırnağımla kazıdım: benim gibi oturan yok!
kate winslet 5 sene adaylıkta kalıp hislerini gizleyerek onu bunu alkışladıktan sonra sonunda pazar akşamı 2 oyunculuk altın küre'sini de evinin tahminimizce uzun yıllar planladığı o yerine koydu. ama ingiliz basını kate'i yerden yere vurdu. niye mi? işte buyrun:

http://www.youtube.com/watch?v=efz6FtmvhJ8

buyrun alıntılar:

anita singh - telegraph: "Kate Winslet's tears as she won two awards at the Golden Globes leaves her as the latest in a long line of Hollywood stars to make gushing outbursts at award bashes."

brian viner - the independent: "Never mind sorry to Anne, Meryl, Kristin and oh God, who's the other one. It's us, her loyal British fans, to whom she should apologise. We expect less of you, Kate, much less."

hadley freeman - guardian: "the speech raises the occasional wave of nausea, swiftly followed by a rush of hands to eyes in order to block out the spectacle." 'gather' kelimesi içinse: "It would be interesting to know if anyone has ever said this outside the Mitford family, since 1932."

kevin maher - the times: "bu kate winslet iki konuşma arasında şampanyaları kafaya dikmiş heralde."


bu arada kate winslet'ın altın küre ödül töreninden önce guardian'a verdiği bir röportaj da şu linkte:

http://www.guardian.co.uk/film/2008/dec/19/kate-winslet-film-the-reader-revolutionary-road

bu röportajın türkçesini 15 ocak'da radikal gazetesinin kültür sanat sayfasında okuyabilirsiniz.

(bu yazıları yazarken ben diye konuşmak çok ayıp geliyo. yoksa biz diye bi şey yok ne münasebet.)

bu da böyle bi antony

LONDRA - Mercury Ödüllü müzisyen Antony Hegarty, Londra'da açtığı sergiyle kültür sanat gündeminde. Grubu Antony and the Johnsons'ın 'The Crying Light' albümünün çıkış haftasında Londra'daki Isis Gallery'de Antony'nin 'The Creek' isimli sergisi açıldı. Çizimler, kolajlar ve yırtılmış dergi kağıtları üstünde yaptığı çalışmalardan oluşan 'The Creek'in ana konusu yeni albüm gibi çevre sorunları ve şarkıcının doğayla olan ilişkisi. 'The Creek' 17 Ocak - 28 Şubat'a kadar görülebilir. (The Independent)

bunlar da diğer bazı çalışmalar:




blogger resimlerimi kenarlarından istediği gibi kırpıyo. bi şey yapamıyorum sayın okur.

Ve Claude Berri de uzadı



PARİS - 60'lı yılların başından beri başarılı filmlere imza atmış ünlü Fransız yönetmen Claude Berri 74 yaşında Paris'te tedavi gördüğü Salpetriere Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Berri'nin menajerliğinden sorumlu şirketten yapılan açıklamada üç yıl önce beyin felci geçiren yönetmenin son zamanlarda durumunun ağırlaştığı bildirildi. Berri sinema kariyerine bir Oscar'la başlamış, ilk filmi 'Tavuk' 1965 yılında en iyi kısa metrajlı film Oscar'ına layık görülmüştü. Daha sonra 1967 yılında çektiği 'Yaşlı Adam ve Çocuk' ile sinema severlerin iyi bildiği bir isim haline gelmişti. Ünlü Fransız oyuncu Gérard Depardieu'yla 'Uranus', 'Germinal'de çalışan Berri'nin 'Jean de Florette' ve 'Pınarların Manonu'nda ise hem Gérard Depardieu hem Yves Montand rol almıştı. Berri 1986 yılında 'Pınarların Manonu' ile Fransız Cesar Ödülü'ne layık görülmüştü. Son yılların önde gelen Fransız aktörlerinden Daniel Auteuil de Berri'nin filmlerinde yer almış 'Benim Karım Artist'te Charlotte Gainsbourg'la başrolleri paylaşmıştı. Yine Daniel Auteuil'ün başrolde olduğu Berri filmi 'Lucie Aubrac' BAFTA ve Altın Ayı ödüllerine aday olmuştu. Berri son olarak Audrey Totou ve Guillaume Canet'li 'Bir Aradayız Hepsi Bu' isimli filmi ile Türkiye'de sinema seyircisiyle geçtiğimiz sene buluşmuştu.(aa)

12 Ocak 2009 Pazartesi

altın küreler şaşırttı


bu başlığı atmaya çok istemiştim.

öncelikle neye şaşırdım: 'slumdog millionaire'in en iyi film almasına o kadar da şaşıramadım sonradan düşününce. kategorideki diğer filmlerin hayli güçsüz olduğunu fark etmek için fazla da düşünmek gerekmiyomuş aslında. ancak yönetmenlik ödülünü danny boyle'a vermek? bence çok anlaşılır olsa da kendi seyircisine canavar gibi oynayan amerik amerik yönetmenler kazanan açıklandığında nası hissettiler merak içersindeyim. (bkz: içinin yağları erimek)

sonra aynı oyuncuya iki oyunculuk ödülü vermek? kate winslet'tan özür mü dilemek? her ne kadar o filmden tiksindiysem de 'little children'daki kate winslet'a ödül vermemek? (o sene kime vermek? yine bir diğer çok gereksiz bulduğum film olan 'The Queen'de dünyanın en ifadesiz insanını oynadığı için Helen Mirren'ına vermek)


en iyi komedi ya da müzikal filmini 'vicky christina barcelona' seçmek. ingiltere'de 'titanic'in izlenme rekorunu kıran 'mamma mia'ya yüz vermemek? (ben izlenen filmin ödül alması gerektiğini sanmamak ama buna gerçekten çok şaşmak)

en iyi erkek oyuncuyu öyle harvey milk olmuş ki sean penn olduğunu unuttuğumuz sean penn'e vermemek? (a belki de jüri harvey milk'i harvey milk oynadı mı sanmak yoksa?)

bence bunlar görürsünüz akademiyle birlik edip bu sene danny boyle'u göklere çıkarmak. ama akademi çok net sean penn'e en iyi erkek vermek.

10 Ocak 2009 Cumartesi

bir yemin ettim ki dönemem

şu aşağıdaki listeye sonradan aklıma gelenleri eklemiycem diye yemin ettim. uzatmiycam dedim.

ama

ladies and gentlemen please welcome: tv on the radio'nun son albümü 'dear science'.























(sözümden dönmedim yeni entry girdim. afiyetle yiyiniz.)